düşmüş bir şehirde bir zaman, sen beni öptün.

sonbahar ortasıydı, evlerde hala takvimler vardı.

sokaklarım hala griydi, hazır değildim,

yağmur ne çok, yağmur neden yağmalıydı.

beni öptün tüm renklerim döküldü.

gittiğimiz yerlerden kibritler toplardım.

ateşler yakardım, sarılırdım sana hatırlarsın

"insan sevdiğini sıcak tutmalı"..

sakat bir ördek gibi titrek ve korkulu

eski hırkaların söküğüne iliştim.

içimde senden sonra bir yenilgi,

yürüdü damarlarımda kibrit gibi parladı.

düştü düşecek bir göğün altında, sen beni öptün.

sarıldık hatırlarsın, şehir ısındı, kibrit gibi parladı,

insan sevdiğini sıcak tutmalı..

Bitmeyen şiirlerin gecesi diyelim bu geceye, hayatınızda böyle anlar vardır, başka zamanların müsveddesi gibi.

Kuğulu parkta bir bank; hava hafif rüzgarlı. arada bir yaprak düşüyor yere. ben hiç olmadığım kadar heyecanlıyım. bankın bir ucunda sen, ürkek, meraklı. havadan sudan konuşuldu elbet, okulun ilk günleri, ankaradan, alışmandan. beni o zaman sevdiğini şimdi anlıyorum. “ben özlüyorum seni, yani yanından ayrılınca” demiştim. belki doğru dürüst ilk konuşmamızdı. bu nasıl olur diye hiç sormadın. hiç gerek olmadı anlatmaya. bu hali unutma.

Bazı günler vardır halkların aklında, geleceğinden alınmış günler, bazı ateşler üşütür, bazı ışıklar karartır akşamınızı. bazen öyle olur, ne adam gibi ölür sevdikleriniz, ne siz adam gibi yaşarsınız.

As the sad-eyed woman spoke “we missed our chance”,

The final dying joke caught in our hands

And the rugged wheel is turning another round

Dorian, carry on,

Will you come along to the end

Will you ever let us carry on

Dorian will you follow us down




dünyanın en bilindik ve en kısa hikayesi bizimki, seviyorum, sevmiyor..

Kaçırma diye söylüyorum havadisleri,

dansa başladım, bir türlü okuyamadığım roman bitti geçen gün,

olmadık zamanlarda üşüyorum, başıma ağrılar giriyor bahar vakitleri,

İyiyim belki biraz aşık bile oldum,

Seni unutmadım unutmuyorum,

Yara izi gibi, kimi zaman saklı kimi zaman aleni,

sol yanımda öylece kaldın.

Giderek siz oluyorsa bütün bir kalabalık
Yüzünüz yüzlerine benziyorsa, giysiniz giysilerine
Ansızın bir hastanın kendini iyi sanması gibi
Gücünüz yetse de azıcık bağırsanız
Bir yankı: durmadan yalnızsınız
Durmadan yalnızsınız.
Edip Cansever (via kedidirokedi)

bir dal karanfil elimde, bir zabitten saklanmış,

artık her öpüşüm biraz siyasi sevgili,

bir ağaç gölgesi beni buna zorladı.  

"Yüzlerce soru 
Vardı aklımda, 
Kulaklarımda 
Bir garip uğultu 
Ölümü kullanamazdım; 
Bir yerlerde 
Birilerine 
Mutlaka ayıp olurdu”.

                                      Metin Altıok

yine 19unda 20sinde hayatı çözmüş, kimselere ihtiyaç duymayan gençliğimiz, 70 yıl önce ölmüş bir adama sövüyor. Ben bu moda bitti sanıyordum, bir ara böyle Mustafa kemal’e söverek kız düşürmeye çalışan bir kitle vardı, hatırlıyorum.Şimdi mevzu kızlara da bulaşmış galiba. Yokluğunu hissettiğiniz sevgi-ilgi-hayranlık neyse sorumlusu o değil arkadaşlar. yapmayın.

"Kar var yaşadığımız günlerde. 
Umutsuzluk çevremizi kuşattı, 
Kıtlık kıran gündemde. 
Yine de ele güne karşı, 
Özenle saklıyorum yüreğimde 
Sana duyduğum aşkı, 
Dört yanım kar içinde.”

metin altıok

"Sen benim hiçbir şeyimsin
Yazdıklarımdan çok daha az
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Lüzumundan fazla beyaz”

o sedyede şaşkın, neden mahçup yatan madenci kardeşim sordun ya “çizmelerimi çıkarayım mı sedye kirlenmesin” diye, biz öyle kirlendik ki sizin acınızla, siz lüzumundan fazla beyazsınız artık.

bir yerde bir yanlışlık, ette kıymık gibi,

içimizde çürüyor durduğu yerde,

durduğu yerde biz bir yanlışa bileniyoruz.

Şairlerimiz zengin oldular, böyle olmamalıydı,

hangi şarkıyı dinlesek hüznünden budanmış.

Her fena hal bir masaya telifli, hepimize bir isim vermişler.

bir yerde bir yanlışlık, kurumuş bir göl gibi,

bataklık, koktukça kokuyor kaldığı yerde,

kaldığı yerde biz sebepsiz bir hınca batıyoruz.

Şairlerimiz aşka inanmıyor, böyle olmamalıydı.

Suyun öte yanından defne defne sözlerle gelenler,

Zeytinin dört adını dört kızına verenler nerede,

Biz ekose masaörtülü, anasonu kendinde gecelerin dilbazları

Bağlarımız bozuldu, yıkıldı asma örülü çardaklarımız

Şairlerden önce ölür olduk, böyle olmamalıydı.

asker

Anonymous asked: Bayanlardan hoşlanır mısın

tüm şiirler onlar için değil mi sonunda..